MARİA BULDU


Teacher: Maria please show America on the map.
Maria: Here it is.
Teacher: Good. Then kid, who discovered America?
Class: Maria did ,teacher.

Öğretmen:Maria haritada Amerikayı göster.
Maria:İşte burada
Öğretmen:Aferin.Şimdi çocuklar,Amerikayı kim buldu?
Sınıf:Mariya buldu öğretmenim.

POLİS GİTTİKTEN SONRA


A Scotsman who was driving home one night, ran into a car driven by an Englishman.
The Scotsman got out of the car to apologize and offered the Englishman a drink from a bottle of whisky. The Englishman was glad to have a drink.
“Go on,” said the Scot, “have another drink.”
The Englishman drank gratefully. “But don’t you want one, too?” he asked the Scotsman.
“Perhaps,” replied the Scotsman, “after the police have gone.”

Bir gece eve dönen bir İskoçyalı, bir İngiliz tarafından sürülen bir arabaya çarptı.
İskoçyalı özür dilemek için arabadan indi ve İngilize yanındaki viskiden içmeyi teklif etti. İngiliz bir şeyler içme konusunda mutluydu.
“Devam et,” dedi İskoç, “bir içki daha iç.”
İngiliz minnetle içti. “Ama sen de bir tane istemiyor musun?” Diye sordu İskoçyalıya.
“Belki,” dedi İskoç, “polis gittikten sonra”

EVLİLİK


Andy: Aren’t you wearing your wedding ring on the wrong finger?
B: Yes I am, because I married the wrong woman

Andy:Evlilik yüzüğünü yanlış parmağına takmıyormusun?
Berg:Evet takıyorum,çünkü yanlış kadınla evlendim.

İLK


“Am I the first man you have ever loved?” John asked.
“Of course,” Linda answered “Why do men always ask the same question?”.
“Ben senin aşık olduğun ilk kişi miyim “diye sordu John.
“Tabiki”diye cevapladı Linda “Niçin erkekler hep aynı soruyu soruyor?”!

SIRADAKİ


When I was young I didn’t like going to weddings.
My grandmother would tell me, “You’re next”
However, she stopped saying it after I started saying the same thing to her at funerals.

Gençken evlilik törenlerine gitmek istemezdim.
Büyükannem “Sıradaki sensin” derdi.
Ama cenazelerde ona aynı şeyi söylemeye başladıktan sonra  demeyi bıraktı.

EVİNDE NE İŞİ VAR?


Ashly: I’m in a big trouble!
Jason: Why is that?
Ashly: I saw a mouse in my house!
Jason: Oh, well, all you need to do is use a mouse trap.
Ashly: I don’t have one.
Jason: Well then, buy one.
Ashly: Can’t afford one.
Jason: I can give you mine if you want.
Ashly: That sounds good.
Jason: All you need to do is just use some cheese in order to make the mouse come to the trap.
Ashly: I don’t have any cheese.
Jason: Okay then, take a piece of bread and put a bit of oil in it and put it in the trap.
Ashly: I don’t have oil.
Jason: Well, then put only a small piece of bread.
Ashly: I don’t have bread.
Jason: Then what is the mouse doing at your house?!

Başım büyük belada
Nedenmiş o?
Evimde bir fare gördüm
Öyle mi? Tüm yapman gereken bir kapan kullanmak.
Kapanım yok.
O zaman bir tane al
Alacak param yok.
İstersen benimkini sana verebilirim.
İyi fikir.
Farenin kapana gelmesini sağlamak için tüm yapman gereken sadece biraz peynir kullanman.
Peynirim de yok.
Taman o zaman bir parça ekmek al ve üstüne biraz yağ dök ve bunu kapana yerleştir.
Yağ da yok.
O zaman sadece bir parça ekmek kullan.
Ekmek de yok
O zaman farenin evinde ne işi var?

The First 3 Years of Marriage
In the first year of marriage, the man speaks and the woman listens.
In the second year, the woman speaks and the man listens.
In the third year, they both speak and the neighbors listen

Evliliğin ilk üç yılı
Evliliğin ilk yılında adam konuşur ve kadın dinler.
Evliliğin ikinci yılında kadın konuşur ve adam dinler.
Evliliğin üçüncü yılında her ikiside konuşur ve komşuları dinler.

8.
A man inserted an ‘ad’ in the classifieds: “Wife wanted”.
The next day he received a hundred letters. They all said the same thing: “You can have mine.”

Bir adam reklam verdi : “Bayan eş aranıyor.”
Ertesi gün yüzlerce mektup aldı.Hepsi aynı şeyi söylüyordu :”Benimkini alabilirsin.”

9.
Love is one long sweet dream, but marriage is the alarm clock.
Two factory workers are talking.
The woman says, “I can make the boss give me the day off.”
The man asks, “And how would you do that?”
The woman says, “Just wait and see.” She then hangs upside-down from the ceiling.
The boss comes in and screams, “What are you doing?”
The woman answers, “I’m a light bulb.”
The boss then adds, “You’ve been working so much that you’ve gone crazy. I think you need to take the day off.”
The man begins to follow her and the boss shouts, “Where are you going?”
The man says, “I’m going home, too. I can’t work in the dark.”

Aşk uzun tatlı bir rüyadır ama evlilik çalar saattir.
İki fabrika işçisi konuşuyor.
Kadın der ki “Patronu bana izin vermeye zorlayabilirim.”
Adam sorar ”Bunu nasıl yapacaksın?”
Kadın der ki “İzle ve gör.” Sonra tavanda baş aşağı asılı sallanmaya başlar.
Patron içeri gelir ve çığlığı basar”Ne yapıyorsun?”
Kadın yanıtlar “Ben bir ampülüm”
Patron sonra ekler”Öyle çok çalışıyorsunuz ki delirdiniz artık. Sanırım bugün istirahate ihtiyacınız var.”
Adam kadını takip etmeye başlar ve patron bağırır”Sen nereye gidiyorsun?”
Adam der ki”Ben de eve gidiyorum.Karanlıkta çalışamam ki.”

10.
A dog thinks:
“Hey, these people I live with feed me, provide me with a nice warm house, and take good care of me … they must be gods.”

A cat thinks:
“Hey, these people I live with feed me, provide me with a nice warm house, and take good care of me … I must be a god.”

Bir köpek:
“Hey, birlikte yaşadığım bu insanlar beni besliyorlar, bana sıcak bir ev sağlıyorlar ve bana iyi bakıyorlar … tanrı olmalılar.”

Bir kedi:
“Hey, birlikte yaşadığım bu insanlar beni besliyorlar, bana sıcak bir ev sağlıyorlar ve bana iyi bakıyorlar … tanrı olmalıyım.”

11.
Teacher: Why are you late, son?
Student: Because of the sign on the road.
Teacher: What type of a sign.
Student: The sign that says, “School Ahead, Go Slow!”.

Teacher: Why are you late, son?
Student: Because of the sign on the road.
Teacher: What type of a sign.
Student: The sign that says, “School Ahead, Go Slow!”.

12.
A : Why are you crying?
B : The elephant is dead.
A : Was he your pet?
B: No, but I’m the one who must dig his grave.

A : Niye ağlıyorsun?
B : Fil öldü.
A : Senin hayvanın mıydı?
B : Hayır, ama mezarını ben kazmak zorundayım.

13.
Son : Why are all those people running?
Dad : They are running a race to get a cup.
Son : Who will get the cup?
Dad : The person who wins.
Son : Then why are all the others running?

Çocuk : Bu insanların hepsi neden koşuyor?
Baba : Onlar kupa kazanmak için yarışıyorlar.
Çocuk : Peki, kupayı kim alacak?
Baba : Kazanan kişi alacak.
Çocuk : Peki diğerleri niye koşuyor?

14.
Two boys were arguing when the teacher entered the room. The teacher says, “Why are you arguing?”
One boy answers, “We found ten dollars and decided to give them to whoever tells the biggest lie.”
The teacher gets angry and says, “You should be ashamed of yourselves. When I was your age I didn’t even know what a lie was.”
The boys gave the ten dollars to the teacher.

görür ve sorar: “Niye tartışıyorsunuz?”
Çocuklardan biri cevap verir: “On dolar bulduk ve onu en büyük yalanı kim söylerse ona vermeye karar verdik.”
Öğretmen sinirlenir ve “Kendinizden utanmalısınız. Ben sizin yaşınızdayken yalanın ne olduğunu bile bilmiyordum” der.
Çocuklar on doları öğretmene verirler.

15.
One day a man came to Aksheir and wanted to see the Hodja, who was famous as a great joker. He saw a man leaning on a wall and asked him if he knew where the Hodja was. This man said that he was busy at the moment leaning against the wall so that it would not fall down, but if the man would do his job he would go and look for the Hodja and call him.
The man said “O.K.” and leaning against the wall. He waited and waited but other man did not return.
He told some people passing by, of the situation. When he described the man the people began to laugh and said to him “Didn’t you believe that the Hodja was a joker. That was the Hodja to whom you spoke.”

Bir gün bir adam büyük bir şakacı olarak ünlenen Hoca’yı görmek için Akşehir’e geldi. Duvara yaslanmış bir adam gördü ve Hoca’nın nere olduğunu bilip bilmediğini sordu. Duvara yaslanan adam şu anda meşgul olduğunu, köye gelen adam onun yerine düşmemesi için duvara yaslanmaya devam ederse ancak gidip hocayı arayabileceğini söyledi. Adam kabul etti ve duvara yaslandı. Bekledi, bekledi ama diğer adam geri dönmedi. Oradan geçmekte olan insanlara bu durumu anlattı. Adamı tarif ederken insanlar gülmeye başladılar ve “Hoca’nın şakacı olduğunu bilmiyor muydun? Konuştuğun Hoca’ydı.” dediler.

16.
A young woman had a date with a circus sword swallower. She had never sen a sword swallower before, so she asked him to perform for her. He began swallowing some pins and needles.
“Those aren’t swords” said the girl. “They are just pines and needles.”
“I know” said the sword swallower. “But I’m on a diet.”

Genç bir kadının bir sirk kılıcı yutucusu ile randevusu vardı. Daha önce hiç kılıç yutan biriyle buluşmamıştı, bu yüzden onun için performans göstermesini istedi. Kılıç yutucusu bazı iğne ve iğneleri yutmaya başladı.
“Bunlar kılıç değil” dedi kız. “Onlar sadece çam ve iğneler.”
“Biliyorum” dedi kılıç yutucusu. “Ama diyetteyim.”

17.
Teacher asks a problem in mathematics, Ali raise his hand but makes the question wrong.
Teacher asks turning to class:
– Yes, students, what was your friend’s first mistake?
Emre answers:
– It was hand raising, teacher.

Öğretmen matematikte bir sorun sorar, Ali elini kaldırsa da soruyu yanlış yapar.
Öğretmen sınıfa dönmeyi ister:
– Evet, öğrenciler, arkadaşınızın ilk hatası neydi?
Emre cevaplar:
– El kaldırmıştı öğretmenim.

18.
One day headmaster’s phone rings. Manager opens the phone:
– Yes?
– The headmaster, my child will not come to school today, it was a bit ill.
– OK. Who are you?
“Me?” says the child and continues:
– I am my father.

Bir gün okul müdürünün telefonu çalar. Müdür telefonu açar:
– Evet?
– Çocuğum bugün okula gelmeyecek, biraz hasta.
– Tamam, siz kimsiniz?
“Ben?” der çocuk ve devam eder:
– Ben babamım.

19.
After the teacher has long told that in the course of life science, clouds are formed by the evaporation of water on earth, asked one of the students sitting in the front row the following question:
– Tell me, son, what do the black clouds come to?
The child thought, swallowed, could not ay anything. The little girl sitting next to her raised her finger and gave the following answer:
– It comes from the polluted water, teacher!

Öğretmen sınıfa uzun bir süredir Yaşam Bilimi dersi boyunca bulutların yeryüzündeki suyun buharlaşması ile oluştuğunu anlattıktan sonra ön sırada oturan öğrencilerinden birine şu soruyu sorar;
– Söylesene evlat, kara bulutlar neden olur?
Çocuk sustu, hiçbir şey söyleyemeyeceğini düşündü. Yanında oturan küçük kız parmağını kaldırdı ve aşağıdaki cevabı verdi:
– Kirli sudan geliyor öğretmenim!

20.
Teacher calls Ali to the chalkboard and questions:
– Ali, look, you have 10 liras in your pocket, and I gave you 15 liras. How much is in your pocket?
– I do not know what’s in my pocket, but I think I have somebody else’s pants on my body, teacher.

Öğretmen Ali’yi kara tahtaya çağırır ve sorar:
– Ali, bak, cebinde 10 lira var ve ben sana 15 lira verdim. Cebinde ne kadar oldu?
– Cebimde ne var bilmiyorum ama sanırım vücudumda başka birinin pantolonu var öğretmenim.

21.
Teacher asks the child:
– How many hours are there in a day, son?
– 25 hours, teacher.
– How is this possible, son? 24 hours.
– Did you not say yesterday that times delayed one hour ahead?

Öğretmen çocuğa sorar:
– Günde kaç saat var evlat?
– 25 saat, öğretmenim.
– Bu nasıl mümkün olabilir evlat? 24 saat var.
– Dün saatlerin bir saat ileriye alınacağını söylemediniz mi?

22.
A student went to the school, that day she would receive a report card, she got back home after taking his report card.
“Dad, my notes are all five.” she said.
Her father looked at the report card.
“My daughter, these are all one!” he said.
The girl said:
“Dad, the sum of all is five.”

Bir öğrenci okula gitti, o gün bir karne alacaktı, karnesini aldıktan sonra eve döndü.
“Baba, notlarım beş.” dedi.
Babası karne baktı.
“Kızım, hepsi bir!” dedi.
Kız da:
“Baba, hepsinin toplamı beş.”

23.
A Scotsman who was driving home one night, ran into a car driven by an Englishman.
The Scotsman got out of the car to apologize and offered the Englishman a drink from a bottle of whisky. The Englishman was glad to have a drink.
“Go on,” said the Scot, “have another drink.The Englishman drank gratefully. “But don’t you want one, too?” he asked the Scotsman.
“Perhaps,” replied the Scotsman, “after the police have gone.”

Bir gece eve dönen bir İskoçyalı, bir İngiliz tarafından sürülen bir arabaya çarptı.
İskoçyalı özür dilemek için arabadan indi ve İngilize bir şişe viskiden bir bardak sundu. İngiliz bir şeyler içeceği için mutluydu.
“Devam et,” dedi İskoç, “Bir tane daha iç!” İngiliz minnetle içti.
“Sen de bir tane istemiyor musun?” diye sordu İskoçyalıya.
“Belki,” dedi İskoç, “polis gittikten sonra”.

24.
They ask temel, who is condemmed to death, for his last wish.
“Please bury me next to my son” he says.
“But your son is alive” they say. Temel replies:
“No problem… I can wait”

Ölüme mahkum edilen Temel ‘e son dileğini sorarlar.
“Lütfen beni oğlumun yanına gömün” der.
“Ama oğlunuz yaşıyor”
Temel cevaplar:
“Sorun değil … Bekleyebilirim.”

25.
Doctor: “I’m sorry but you suffer from a terminal illness and have only 10 to live.”
Patient: “What do you mean, 10? 10 what? Months? Weeks?!”
Doctor: “Nine.”

Doktor: “Üzgünüm ama ölümcül bir hastalıktan muzdaripsiniz ve sadece 10 var.”
Hasta: “Ne demek, 10? 10 ne? Ay? Hafta ?!”
Doktor: “Dokuz…”

26.
A doctor accidentally prescribes his patient a laxative instead of a coughing syrup.
Three days later the patient comes for a check-up and the doctor asks:
“Well? Are you still coughing?”
The patient replies: “No. I’m afraid to.”

Bir doktor yanlışlıkla hastasına öksürük şurubu yerine müshil reçete eder.
Üç gün sonra hasta muayene için gelir ve doktor şunu sorar:
“Peki? Hala öksürüyor musun? ”
Hasta cevap verir: “Hayır. Ben de bundan korkuyorum. ”

27.
Dentist: “This will hurt a little.”
Patient: “OK.”
Dentist: “I’ve been having an affair with your wife for a while now.”

Diş Hekimi: “Bu biraz acıtacak.”
Hasta: “Tamam”
Diş Hekimi: “Bir süredir karınızla bir ilişki yaşıyorum.”

28.
Guest to the waiter: “Can you bring me what the lady at the next table is having?”
Waiter: “Sorry, sir, but I’m pretty sure she wants to eat it herself.”

Garsonun konuğu: “Bir yan masadaki hanımefendinin yediğinden bana getirebilir misin?”
Garson: “Üzgünüm efendim, ancak onu kendi yemek istediğinden eminim.”

29.
Two cows are standing in a field.
One says to the other “Are you worried about Mad Cow Disease?”
The other one says “No, It doesn’t worry me, I’m a horse!”

Bir alanda iki inek durmaktadır.
Biri diğerine “Deli Dana hastalığı için endişeleniyor musun?” diye sorar.
Diğeri “Hayır, beni endişelendirmiyor, çünkü ben bir atım!”

30.
A guy says to his friend, “Guess how many coins I have in my pocket.”
The friends says, “If I guess right, will you give me one of them?”
The first guys says, “If you guess right, I’ll give you both of them!”

Bir adam arkadaşına “Cebimde kaç tane para olduğunu tahmin et.”
Arkadaşı, “Doğru tahmin edersem, bana onlardan birini verir misin?” der.
Adam, “Doğru tahmin edersen, ikisini de veririm!”

31.
A: Meet my new born brother.
B: Oh, he is so sweet! What’s his name?
A: I don’t know. I can’t understand a word he says.

A: Yeni doğan kardeşimle tanış.
B: Çok sevimli! İsmi ne?
C: Bilmiyorum. Söylediği bir kelimeyi anlayamıyorum.

32.
An Iranian gave Hodja a letter he had received from a friend back home and asked Hodja to read it to him. Hodja looked at the letter. It was in Persian and the handwriting was terrible so he told the man “Have somebody else read it. “The man insisted. “Listen” said Hodja “I don’t know Persian. Even if it were in Turkish, the writing is so bad that I still wouldn’t be able to read it!” The Iranian got mad, “You are wearing a huge robe and a turban but can’t read even a simple letter. You should be ashamed of yourself!” Hodja took off the turban and the robe and gave them to the Iranian saying “If one can do everything by wearing a robe and a turban then here you can wear them and read the letter yourself!”

Bir İranlı Hoca’ya evinden bir arkadaşından aldığı bir mektup verdi ve Hoca’dan kendisine okumasını istedi. Hoca mektuba baktı. Farsçaydı ve el yazısı çok kötüydü, bu yüzden adama “Başkasının okumasını isteyin. “Adam ısrar etti. “Dinle” dedi Hoca, “Farsça bilmiyorum. Türkçe olsa bile, o kadar kötü ki yazı hala okuyamayacağım! ”İranlı kızdı,“ Büyük bir kaftan ve başlık giyiyorsun ama basit bir mektup bile okuyamıyorsun. Kendinden utanmalısın! ”Hoca türban ve cüppeyi çıkardı ve İranlı’ya“ Eğer bir kaftan ve başlık giyerek her şeyi yapabilirsen o zaman burada giyebilir ve mektubu okuyabilirsin! ”

33.
Hodja had two wives and, because they were jealous of each other they used to fight quite often. To put an end to the fighting Hodja gave each one a blue bead and said “Now don’t tell the other one that I have given you this bead which is a symbol of my love for you.” One day they were fighting again. They asked Hodja whom he loved the best. He answered calmly “I love the one who has the blue bead.”

Hoca’nın iki karısı vardı ve çok sık kavga ettikleri için birbirlerini kıskandılar. Mücadeleye bir son vermek için Hoca her birine mavi bir boncuk verdi ve “Şimdi diğerine, sana sevgimin sembolü olan bu boncuğu verdiğimi söyleme” dedi. Bir gün yine savaşıyorlardı. Hoca’ya en çok kimi sevdiğini sordular. Sakince cevap verdi: “Mavi boncuklu olanı seviyorum.”

34.
Hodja lost his saddlebag in the town where he had stopped to spend the night. “You either find my saddlebag or I’ll know what to do” he said to the peasants in town. The peasants were alarmed and they looked for it everywhere They finally found Hodja`s saddlebag and returned it to him. Just before Hodja left the town, the peasants asked “What would you have done if we hadn’t found it?” Hodja shrugged his shoulders and said “I have an old kilim at home. I was going to cut it up and make another saddlebag with it.”

Hoca, geceyi geçirmek için durduğu kasabada tel çantasını kaybetti. “Ya torbamı bulursunuz ya da ne yapacağımı bilirim” dedi kasabadaki köylülere. Köylüler alarma geçti ve her yerde aradılar Sonunda Hoca’nın çantasını buldular ve ona geri verdiler. Hoca kasabayı terk etmeden hemen önce, köylüler “Bulamazsak ne yapardın?” Diye sordular. Hoca omuzlarını silkti ve “Evde eski bir kilim var” dedi. “Onu kesecek ve onunla başka bir tel çanta yapacaktım. ”

35.
Hodja had lost his donkey. While he was looking for it, he kept repeating, “Thank God!”
“Hodja, why are you thanking God all the time?” people asked.
“I am grateful that I was not on the donkey, otherwise I would be lost too.”

Hoca eşeğini kaybetmişti. Aradığı sırada, “Tanrıya şükür!” diye tekrarlamaya devam etti.
“Hocam, neden hep Tanrı’ya teşekkür ediyorsun?” diye sordu insanlar.
“Eşeğe binmediğim için minnettarım, yoksa ben de kaybolurdum”

36.
One night, Hodja was waken up by his wife while their baby was crying in his cradle. .
-Hodja, swing the cradle! This baby is not only mine but the half is yours.
Hodja with sleepy eyes,
-Ok, do it for the half of yours, let the half part of mine cry!

Bir gece, Hoca karısı tarafından bebekleri beşikte ağladığı için uyandırıldı.
-Hoca, beşiği salla! Bu bebek sadece benim değil, yarısı da senin.
Hoca uykulu gözlerle,
-Tam, sen kendi yarını salla, benim yarımın kısmı ağlasın!

37.
Someones asked the Hodja:
-Effendi, have you ever invented anything?
-I did, replied the Hodja.
-What did you invented?
-to eat the bread with snow… I invented it myself but I, my own too, didn’t approve…

Birileri Hoca’ya sordu:
-Efendi, hiç bir şey icat ettin mi?
-Ettim, diye yanıtladı Hoca.
– Ne icat ettin?
– Ekmeği karla yemek… Kendim icat ettim ama kendim de onaylamadım…

38.
A pig and a chicken are walking down the road. The chicken says:
“Hey pig, I was thinking we should open a restaurant!”
Pig replies:
“Hm, maybe, what would we call it?”
The chicken responds:
“How about ‘ham-n-eggs’?”
The pig thinks for a moment and says:
“No thanks. I’d be committed, but you’d only be involved!”

Yolda bir domuz ve bir tavuk yürüyor. Tavuk der:
“Hey domuz, bir restoran açmamız gerektiğini düşünüyordum!”
Domuz cevaplar:
“Hmm, belki, adını ne koyacağız?”
Tavuk cevap verir:
“‘Et ve yumurta’ nasıl?
Domuz bir an için düşünür ve şöyle der:
“Hayır, teşekkürler. Ben işe karışırdım ama sen sadece yatardın!”

39.
A little boy says,
‘Dad, I’ve heard that in some parts of africa a man doesn’t know his wife until he marries her.’
‘Son,’ says the dad.
“That happens everywhere.’

Küçük bir çocuk der ki,
“Baba, Afrika’nın bazı bölgelerinde bir erkeğin evlenene kadar karısını tanımadığını duydum.”
“Evlat,” diyor baba.
“Bu her yerde olur.”

40.
A man is talking to god.
The man: “God, how long is a million years?”
God: “To me, it’s about a minute.”
The man: “God, how much is a million dollars?”
God: “To me it’s a penny.”
The man: “God, may i have a penny?”
God: “Wait a minute.”

Bir adam tanrıyla konuşuyor.
Adam: “Tanrım, bir milyon yıl ne kadar sürecek?”
Tanrı: “Bana göre, bir dakika kadar.”
Adam: “Tanrım, bir milyon dolar ne kadar?”
Tanrı: “Bana göre bir kuruş.”
Adam: “Tanrım, bir kuruş alabilir miyim?”
Tanrım: “Bir dakika bekle.”